Cinsellik, hayatın doğal ve sağlıklı bir parçasıdır. Cinsellik, genel anlamıyla nasıl yaşandığı kişiye göre değişen, davranışların yanı sıra duyguları da kapsayan, doyuma ve üremeye yönelik yaşantılardır. Nasıl yaşandığı ve duyumsandığı kişiden kişiye değişmektedir; çünkü, kişinin değerleri, tutumları, davranışları, inanışları, kişilikleri, hoşlanıp hoşlanmadığı şeyler, içinde yetiştikleri aile, yakın çevre ve topluma göre şekillenir. Doğum öncesi başlayıp, ömür boyu devam eder ve kültürel faktörlerden etkilenir. Bu anlamda cinsellik; biyolojik, psikolojik ve sosyo-kültürel boyutları barındıran kapsamlı bir kavramdır.

Cinsellik, üremeye yönelik bir yaşantının yanı sıra doyuma yönelik bir yaşantı olarak, sadece iki insan arasındaki cinsel birleşmeyi değil; fiziksel yakınlaşma, dokunma, sevme, okşama, öpme gibi birçok davranışı ve duyguyu da kapsar. Cinsellik, birbirini seven ve değer veren bir kadınla erkeğin arasındaki aşkın bir ifade tarzıdır.

Çeşitli kültürlerde yapılan araştırmalar, cinsel sorunların sık rastlandığını ortaya koymaktadır. Özellikle cinselliğin yasak ve tabu sayılması, cinsel eğitimin olmaması, kadınlarda cinsel istek bozuklukları ve vajinismusa; erkeklerde ise cinsel istek ve boşalma bozukluklarına neden olmaktadır. Cinsel eğitim ve deneyimin yetersiz olduğu kesimlerde, erkeklerde erken boşalma; kadınlarda ise orgazm güçlüklerine diğer kesimlere göre daha sık rastlanmaktadır.

Cinsel sorunların nedenleri;

Cinsel sorunlar, sıklıkla tek bir nedene bağlı değildir; ancak çoğu zaman en önemli nedenleri eğitimsizlik ve bilgisizliktir. Özellikle cinselliğin “tabu” sayıldığı toplumlarda, birey sağlıklı bir yapıya sahip olmasına rağmen, bu eğitimsizlik ve bilgi eksikliği nedeniyle cinsel yaşamında sorun yaşar. Cinsellik hem yalın biyolojik hem de en estetik bir yaşamdır insanda.

Cinsel sorunların nedenlerini genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz;

1- Cinsel eğitimsizlik ve bilgisizlik
2- Cinsellik ile ilgili yanlış inanışlar (mitler)
3- Psikolojik nedenler (Kişilik sorunları, cinsel fobi ve kaçınmalar, evlilik çatışmaları, vb.)
4- Biyolojik nedenler (İlaç yan etkileri / Hastalıklar)
Çiftler arasında açıklık ve paylaşım azlığı. Çiftler arasında çok yönlü duygu ve yaşam paylaşımının az olması

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI

1- Cinsel ilgi ve istek bozuklukları
  a. Azalmış cinsel istek bozukluğu
  b. Cinsel tiksinti bozukluğu
2- Cinsel uyarılma bozuklukları
  a. Kadında cinsel uyarılma bozukluğu
  b. Sertleşme güçlüğü
3- Orgazm bozuklukları
  a. Kadında orgazm bozukluğu
  b. Erkekte orgazm bozukluğu
  c. Erken boşalma
  d. Geç boşalma
4- Cinsel ağrılar:
  a. Ağrılı cinsel ilişki
  b. Vajinismus

CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARINDA TEDAVİ

Yaşamın her alanında olduğu gibi cinsellikle ilgili de sorunlar yaşanabilir. Birey, günlük sorunlarını, aile bireyleri ve arkadaşları ile paylaşabilirken; cinselliğin mahrem özelliği nedeniyle çoğu zaman hiç kimse ile paylaşılmaz ve nasıl çözülebileceği de bilinmez. Birey konuşulmayan bu problemi kendi içinde bir felaket olarak algılar ve uzun süre kendiliğinden çözülmesini bekler. Sonunda profesyonel yardım almaya karar veren birey, bu defa da nereye, kime başvuracağını bilemez ve çoğu zaman yanlış kişi ve kurumlara başvurarak zaman ve para kaybının yanı sıra çaresizlik ve bıkkınlık hissi yaşar. Tedavi ile ilgili yaşanan bu olumsuz deneyim kişinin sorununun çözümlenmeyeceğine yönelik bir inanç beslemesine neden olur.

Düşünülenin aksine, cinsel işlev bozuklukları, yaygın olarak görülen problemlerdendir ve tedavisi için çeşitli tedavi programları geliştirilmiştir. Cinsel işlev bozukluğunun çeşidine bağlı olmakla birlikte, tedavinin başarı oranları yüksektir. Örneğin, erken boşalma ve vajinismusun tedavi oranı %90’ın üzerindedir. Bunun yanı sıra erkeklerde sertleşme bozuklukları, kadınlarda uyarılma ve orgazm bozukluklarında da iyi sonuçlar elde edilmektedir.

Cinsel işlev bozukluklarının tedavisi, cinsel terapi ve cinsel sorunlar konusunda eğitim almış uzman psikiyatrist ve psikologlar tarafından yapılan bir tür bilişsel davranışçı tedavi biçimidir. Bu tedavi yaklaşımında, cinsel işlev bozukluğunun türüne uygun olarak geliştirilmiş bazı özel tekniklerin kullanılması söz konusudur. Bu teknikler, her birey ve çiftin özellikleri ve gereksinimleri temel alınarak şekillenir ve uygulanır.

Cinsel işlev bozukluğunun tedavisinde birey, tedaviye partneri ile birlikte alınır. Bireysel yapılan başvurularda düzenli bir partnerin olup olmadığı sorulur. Partnerin olmaması durumunda değerlendirme yapıldıktan sonra terapist gerekli yönlendirmeyi yapar. Cinsel eşlerin bir arada katıldığı çift tedavisinde düzelme şansı daha yüksektir. Eşlerin cinsel uyumu kadar, birbirleriyle olan genel uyumu ve ilişkinin niteliği de önemlidir. Tedavide eşler arasındaki sevgi ilişkisinin varlığı tedavinin gidişatını etkileyen en önemli etmenlerdendir. Evlilik ve ilişki çatışmasının bulunduğu çiftlerde, ilk aşamada ilişki problemlerinin çözümlenmesi önem kazanmaktadır.

Cinsel tedaviye başvuran çiftlerle yapılan ilk oturumda sorunun tam bir değerlendirilmesi yapılmaktadır. Çiftin beraber alındığı bu ilk oturumdan sonra, her iki eş ile ayrı ayrı görüşmeler yapılarak; mastürbasyon, ilk cinsel birleşme deneyimi, geçmiş cinsel ilişkiler, fanteziler, varsa cinsel kaçınmalar gibi cinsel yaşam özellikleri incelenir. Cinsel sorunun ne zaman, ne şekilde başladığı, süreç içerisinde değişiklik olup olmadığı, önceki tedavi girişimleri öğrenilir. Bunun yanı sıra, genel sağlık durumu, ilaç ve madde kullanımı ve geçirilmiş hastalıklar sorgulanır. Cinsel sorun, fiziksel bir nedene bağlı olarak çıkmışsa yada olası bir bedensel nedenden ortaya çıktığı düşünülüyorsa, gerekli uzman muayenesi istenir.

Bu görüşmelerde eşlerin ilişkilerindeki sorunlar da ele alınmaktadır. Belirgin bir çatışmanın var olduğu çiftlerde cinsel işlev bozukluğu tedavisinden önce çift terapisi gerekebilir.

Cinsel yaşam ve sorunların tam bir değerlendirilmesi yapıldıktan sonra cinsel işlev bozukluğunun ne olduğu ve tedavinin hedefi belirlenir. Terapist, uygulayacağı cinsel tedavinin özelliklerini, aşamalarını ve sonuçları çifte anlattıktan sonra, cinsel işlev ve cinsel bozuklukların fizyolojisini anlatır.

Cinsel tedavi, genel olarak bir ilişki ve cinsel bir eğitimdir. Cinsel yaşam bireyin yalnızca kendisini ilgilendiren özel bir alandır ve kişilerin bu alan ile bilgiyi kimse ile paylaşması gerekmez. Ancak cinsel tedavide terapist, çiftin cinsel yaşamına ait bu özel bilgileri, değişimi sağlamak adına öğrenmeli ve yeni cinsel davranışlar önermelidir. Terapist, çifte yeni cinsel becerileri öğreterek değişimi başlatır; ancak tedavide en büyük sorumluluk çifte aittir. Değişimi ve düzelmeyi sağlayan çiftin tedaviye katılımı ve çabasıdır.

Tedavinin başlangıcında genellikle cinsel birleşme yasaklanır ve çiftin yerleşik cinsel davranışlarını değiştirmeyi amaçlayan egzersizler verilir. Davranış, algı ya da tutumda değişim hedeflenir. Cinsel ödevler şeklinde verilen bu egzersizlerde, çiftin sırayla birbirini okşaması ile başlanarak aşama aşama cinsel birleşmenin olduğu son basamağa kadar gelinir. Her cinsel işlev bozukluğu için farklı teknik vardır. Tekniğin özelliği, ne zaman, ne sıklıkta, ne kadar süreyle yapılacağı cinsel işlev bozukluğunun türüne ve bireyin/ çiftin durumuna göre değişir. Teknikler genellikle basitten karmaşığa doğru aşama aşama uygulanır. Bu egzersizler sırasında birey, kendi bedenini ve partnerinin bedenini, hoşlandığı ve hoşlanmadığı şeyleri yeniden keşfeder.

Cinsel tedavi sırasında çift sorunlarını bir arada çözüme ulaştırma konusunda olumlu bir deneyim yaşar. Bu, çiftin birbirlerine olan güvenlerini ve bir arada sorun çözme becerilerine yönelik güvenlerini arttırır ve çifti birbirine yakınlaştırır.